2014-2015 9. 10. 11. 12. Sınıf Tarih Dersi Yıllık Planı

Archive for the ‘Lise 1 Tarih Ders Notları’ Category

DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI

1)- AVARLAR:
552 yılında Orta Asya’daki Avar İmparatorluğuna Göktürkler son verince, batıya doğru ilerleyerek Romanya’ya giren AVARLAR merkezi MACARİSTAN olan yeni devletlerini kurdular. Çin kaynakları Avarlara JUAN- JUAN demektedir.
619 yılında tek başına, 629 yılında da Sasanilerle ortaklaşa İstanbul’u kuşattılar.
Slav topluluklarının göç etmesine neden olarak, bunların doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini sağladılar. Böylece Balkanların Slavlaşmasında etkili oldular.
805 yılında Franklar tarafından yıkıldılar.
2)- BULGARLAR:
Batı Hunları ve Ogur Türklerinin karışmasıyla ortaya çıkan Türk topluluğuna BULGAR denir. (Bulgar kelimesi karışmak anlamındadır.)
Büyük Bulgarya Devleti :
Karadeniz’in kuzeyinde Göktürk Devletinin yıkılmasıyla “Büyük Bulgarya Devleti” kuruldu. Ancak kurucusu KOBRAT’ın ölümüyle Hazarlar tarafından yıkıldı. Bulgarların bir kısmı Tuna nehri, bir kısmı da Volga nehri kıyılarına göç etmek zorunda kaldı.
Tuna Bulgar Devleti: Büyük Bulgarya Devleti’nin yıkılmasından sonra Tuna boylarına (Bugünkü Bulgaristan) göç eden Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devletini kurdular.
KURUM HAN zamanında Bizans’ı kuşattılar.  (Avarlardan sonra Bizans’ı kuşatan 2. türk kavmidir.)
Bu bölgedeki halkın çoğu Slav olduğu için Türkler zamanla Slavlaşmaya başladılar. Boris Han zamanında Hırıstiyanlığı kabul ettiler. Daha sonra ortaya çıkan bugünkü Bulgaristan Devleti Türk değil Slav devletidir. Bugünkü Bulgaristan’da yaşayan Türkler, Osmanlılar zamanında balkanlara yerleştirilen Türklerdir.
Kama Bulgar Devleti: Büyük Bulgarya Devletinin yıkılmasından sonra Volga=İtil kıyılarına giden Bulgarlar burada Kama Bulgar Devletini kurdular.
Hükümdarları Almış Han zamanında (X. yüzyıl) müslüman oldular.
1236’da Moğolların egemenliğine girdiler. Altınorda Devletinin parçalanmasıyla kurulan KAZAN HANLIĞI nın esas kitlesini oluşturdular.  (Kama Bulgarlarına bugün KAZAN TÜRKLERİ denilir.)
NOT: İtil (Kama) Bulgarları benliklerini bugün de  koruyarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ancak Tuna Bulgarları Slavlar arasında yok olup  gitmişlerdir.

3)- HAZARLAR:
Kafkasya, Don ve Volga Nehirleri arasında yaşamış olup. Hazar denizine isimlerini vermişlerdir.
Müslüman Araplarla uzun süre savaşmışlardır.
Ticaret yollarının kavşak noktasında olduklarından çok zengin olmuşlar ve bölgelerinde “Hazar Barışı” dönemini yaşatmışlardır.
Rus  knezliklerinin  ve Macar devletinin,teşkilatlanmasında örnek rol oynamışlardır.
Hıristiyanlık, Musevilik ve İslam dinini benimsemişlerdir.
Rus-Kiev  Knezliğinin saldırıları  sonunda yıkılmışlardır.

4)- MACARLAR:
Fin Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karışmasıyla MACAR kavmi ortaya çıkmıştır. 896 yılında kendi adlarını verdikleri MACARİSTAN’a gelerek devletlerini kurdular.
X. yüzyılda Hırıstiyanlığın Katolik mezhebini benimsediler. Zamanla Türklük özelliklerini kaybetmeye başladılar.
Almanların (Germenlerin) doğuya doğru yayılmasını engelleyerek, Balkan topluluklarının(Slavların) Germenleşmesini önlediler.

5)- PEÇENEKLER:
Karadeniz’in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye yerleştiler. Kiev Prensliğini yenerek, Rusların Karadeniz’e inmelerini engellediler.
1071 Malazgirt Savaşına Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak katıldılar. Ancak Selçukluların kendileri gibi Türk olduklarını anlayınca Selçuklu ordusu saflarına katıldılar.
Edirne ve Trakya’nın Marmara kıyılarına kadar olan toprakları Bizans’tan aldılar.
İzmir Beyi ÇAKA BEY Peçeneklerle temas kurdu. Buna göre Çaka Bey Peçeneklerle birlik olarak Anadolu ve Rumeli’den İstanbul’u kuşatmak istiyordu. Ancak Bizans kurnaz bir politikayla, yine bir Türk topluluğu olan KUMANLAR’ı Peçenekler üzerine saldırtarak, ( Levunion Savaşı)
Peçeneklerin dağılmasına sebep olmuştur.( 1091)

6)- KUMANLAR (KIPÇAKLAR):
Volga’yı aşarak Avrupa’ya ve Balkanlara girmişlerdir.
Kıpçakların Karadeniz’in kuzeyinde hakim oldukları topraklara “KIPÇAK BOZKIRI” (Deşt-i Kıpçak) denilmektedir.
Moğol İstilasıyla nüfus kaybına uğrayan Macarların toplanmasında rol oynadılar.
Kıpçakların Oğuz Türkleriyle yaptığı mücadeleler DEDE KORKUT HİKAYELERİ’nin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
CODEX CUMANİCUS(Kodeks Kumanikus); Kıpçak Türk şivesi ile yazılan Latin, Fars ve Kuman dilleri üzerine yazılmış bir sözlüktür.
Peçenekleri ağır bir yenilgiye uğratarak, onların dağılmalarına yol açmışlar ve Bizans’a yaşama şansı vermişlerdir.
Güney Rusya’daki Kıpçaklar zamanla Slavlaşmışlardır.
Müslüman Kıpçaklar bir süre Altınordu devletinde yaşamını sürdürmüştür.
Karadeniz ve Balkanlardaki Kıpçaklar Romen ve Macar halkıyla karıştılar.
Kumanların Doğu Avrupa’ya girmesi, ileride Osmanlı Devletinin Karadeniz egemenliğine zemin hazırlamıştır.
Romen Devletinin ortaya çıkışlarında etkili olmuşlardır.

7)- UZLAR (OĞUZLAR):
Oğuzlara; Bizanslılar UZ, Ruslar TORKİ veya TORK, Araplar GUZ demişlerdir. 24 Oğuz Boyu vardır.
Hazar denizinin kuzeyinden bir kolu “UZ” adı ile Avrupa ve Balkanlara göç etti. Balkanlara gelen UZLAR Bizans ordusunu ve Bulgarları yendi. Ancak Peçenek akınları, soğuklar, salgın hastalıklar yüzünden dağılıp yok oldular.
Uzların bir kısmı Malazgirt Savaşı sırasında Bizans Ordusu saflarından, Selçuklu Ordusuna geçtiler.

8)-BAŞKIRTLAR(BAŞKURTLAR):
X. yüzyılda İtil(Volga) nehri civarında oturmakta idiler. Moğol istilası sırasında Moğol egemenliğine girdiler.

9)- SABARLAR (SİBİRLER=SABİRLER):
Önceleri Hun devletinin egemenliğinde yaşamışlar, VI. yüzyıl başlarında Avarların baskısıyla batıya göç ederek Ural dağlarının güney doğusuna yerleşmişlerdir. Sasanilerle anlaşarak, Bizans’a karşı savaştılar.
Anadolu’ya akınlar yaptılar. (Anadolu’ya ilk Türk akınları Avrupa Hunları  tarafından, ikinci akın Sibirler tarafından yapılmıştır.)
Bugünkü SİBİRYA adı Sibir Türklerinden gelir.
Avarlara yenilince Hazar Türklerine karıştılar. Hazar Devletinin asıl kitlesini oluşturdular.

10)- TÜRGEŞ DEVLETİ:
I. Göktürk Devletine bağlı olan Türgişler 630 yılında Göktürk devletinin  yıkılmasıyla serbest kaldılar. BAGA TARKAN Türgiş Devleti’ni kurdu. Kendi adına para bastı.
II.  Göktürk devletinin kurulmasıyla yeniden Göktürk egemenliğine girdiler.  II. Göktürklerin son dönemlerinde yeniden serbest kalan Türgişlerin başına SU-LU KAĞAN geçti. Su-lu Kağan Emevilere karşı mücadele etti. Türgişler Emevi ordularını durdurarak, Orta  Asya’nın Araplaşmasını önlediler.
Karluklar ,Türgişleri zayıflatarak 766 da son verdi.

11)- KIRGIZLAR:
840 Yılında Ötügen’i alarak Uygur Devletine son  verdiler.
Kırgızlar; Orhun Bölgesinden Uygurları kovarak,  buradaki Türk nüfusunun azalmasına sebep olmuşlardır.  Bu yüzden bu en eski Türk Yurdu, daha  sonra Kırgızları yenen Moğolların eline geçerek kolayca Moğollaşacak ve MOĞOLİSTAN olarak anılacaktır. 1207 yılında Cengiz Han tarafından yıkılmıştır.
Kırgızlar, Cengiz Han’a bağlanan ilk Türk  Kavmidir. Daha sonra Rusların egemenliğine girmişlerdir.
1916’da Ruslara karşı MİLLİ İSYAN adı verilen bir ayaklanma başlatmışlar, ancak Rus Çarı tarafından ağır bir şekilde cezalandırılmışlardır.
1936’da Sovyetler birliğinin 15 Cumhuriyetinden biri olmuşlar, 1991’de Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla Bağımsız KIRGIZİSTAN DEVLETİ kurulmuştur. Başkenti BİŞKEK’dir.

12)- KARLUKLAR:
II. Göktürk Devletinin yıkılmasında Basmil ve Uygurlar’la birleşerek rol oynadılar.
Talas savaşında Çin’e karşı Arapları destekleyerek Orta Asyanın Çinlileşmesini engellediler ve İslamiyetin yayılmasını kolaylaştırdılar.
İslamiyeti kabul eden ilk Türk boylarındandırlar. (İlk boy Kıpçaklar’dır.)
İlk Müslüman Türk Devleti olan KARAHANLILAR’ın kurulmasında etkili oldular.

13)- KİMEKLER:
Batı Göktürk topluluklarındandır. İrtiş ırmağı civarında yaşıyorlardı. ( VII.YY.) Kitanların baskısıyla batıya doğru çekildiler. XI.yy.başlarındaki göçler ve Kıpçakların egemenlik kurmak istemesi  Kimekleri zayıflattı. XI. yüzyıl ortalarında dağıldılar

KAYNAK: http://www.tarihportali.org/ilk-turk-devletleri-ders-notlari/7705-diger-turk-devletleri-ders-notu.html

BİRİNCİ GÖKTÜRK DEVLETİ (552-630)

GÖKTÜRKLERİN ( I.VE II.) ÖNEMLERİ :
Tarihte ilk defa Türk adıyla kurulan devlet, Göktürk Devleti’dir.
Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanında) Türk tarihi ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynaklarını oluşturmuşlardır.
Milliyetçilik duygusu, Fransız ihtilalinden 1000 yıl önce Göktürkler döneminde en yüksek seviyede yaşanmıştır.
Çin kaynaklarına göre, kökeni Asya Hunlarına dayanan Göktürklerin ilk zamanları hakkında çeşitli efsaneler vardır. Göktürklerin hükümdar ailesi olan Aşina soyunun bir kurttan türediği yolundaki efsanenin benzerlerine Asya Hunlarında da rastlanması, onların, adı geçen devletin soyundangeldiği inancını güçlendirmektedir. Çin kaynaklarından : “Türkler komşu bir hükümdar tarafından yenilmişler ve on yaşındaki bir erkek çocuk dışında hepsi de öldürülmüşlerdi. Çocuğu dişi bir kurt kurtardı ve bir mağara içindeki 100 kilometre uzunluğunda olan ovaya getirdi. Büyüyen çocuğun, kurttan on oğlu dünyaya geldi Çocuklar dışarıdan kendilerine birer eş buldular. Bunların da çocukları oldu. Bunun arkasından her biri bir soy adı aldı; Aşina da bunlardan biri idi. Birçok nesil geçtikten sonra onlar mağaradan çıktılar ve Kişan ( Altay) Dağları’nın güneyinde yerleştiler;
burada juan-juanlar ( Avarlar)  için demirden aletler yapmaya başladılar.”
Merkezleri : Ötüken
Kurucusu : Bumin Han
Asıl merkezleri, Orta Tiyanşan (Tanrıdağları) bölgesiyle Isık gölü çevresi olan Göktürkler, 545 yıllarında Tabgaçların yardımıyla Avarlara isyan ettiler. Bumin Han idaresinde, eski Hun başkenti Ötüken merkez olmak üzere I. Göktürk Devleti’ni kurdular (552)
Kuruluştan itibaren devlet, doğu ve batı olmak üzere iki koldan yönetilmiştir. Batı kanadını kardeşi İstemi’ye yabgu unvanıyla birlikte veren Bumin Han, doğu kanadını idare ediyor ve bu kanadın üstünlüğü dolayısıyla devletin gerçek hükümdarı oluyordu.  Bumin Han, devletin kurulduğu 552 yılında öldü.
Mu-kan Kağan (553-572) :
Mu-kan Devri, devletin en parlak dönemidir. Mukan ilk olarak Avarları batıya doğru göçe zorladı.Bundan sonra doğuda Kitanları ve kuzeyde bulunan Kırgızları hakimiyeti altına aldı. Öte yandan Çin’i baskı altında tutarak amcası İstemi’nin batıdaki faaliyetlerine yardımcı oldu.
İstemi Yabgu’nun Faaliyetleri: Devletin batı kanadını idare eden İstemi, kısa sürede Altayların batısını, Isık gölü ve Tanrı dağlarına kadar egemenlik altına aldı. Batı yönündeki faaliyetleri, onun Bizans ve Sasanî Devletleriyle siyasî ve askerî ilişkilere girmesine yol açtı.
İstemi Yabgu, îpek Yolu’nu ellerinde tutan Akhunlara karşı Sasanî Devleti’yle iş birliği yaptı. Bu ittifak sonucu Akhun Devleti yıkıldı. Toprakları iki devlet arasında paylaşıldı, İstemi Yabgu, Sasanîlere karşı Bizans la anlaşmayı denedi. 568 yılında Bizans’a bir heyet gönderdi.
*  Orta Asya’dan Doğu Roma’ya giden ilk resmî heyettir.
Bizans, ipek meselesiyle ilgilenmekte, bu ticaretteki Sasanî aracılığından kurtulmak istemekteydi. Bu maksatla, imparator II. Justinos da Göktürklerle anlaşma yapmak üzere bir heyeti îstemi’ye  gönderdi . İstemi Yabgu’nun Bizans’la iş birliği yaparak Sasanilerin ipek Yolu’nu açmalarını sağlamak şeklindeki planı başarılı oldu. Bizans-Sasani mücadelesi başlarken, Göktürkler de hakimiyetlerini Harezm, Buhara, Taşkent gibi merkezlere doğru yaymışlardır.
* Göktürk- Bizans işbirliğinin Sasanileri  zayıflatması, Hz. Ömer Devrinde İslam Ordularının Sasanileri yenmesini ve İran’ı ele geçirmesini kolaylaştırmıştır.

Göktürk Devleti’nin İkiye Ayrılması ve Yıkılışı :
istemi Yabgu’nun yerine geçen oğlu Tardu, babası gibi hükümdarlık özelliklerine sahip, güçlü bir kişiydi. Ancak devletin başına geçmek istemesi, iç karışıklıklara yol açtı. Çinliler bu durumdan faydalanarak, Göktürklerin iç işlerine karıştılar. Böylece, Çin’in siyasî faaliyetleri sonucu Göktürk Devleti doğu ve batı  olarak ikiye ayrıldı (582). Doğu Göktürklerin basında İşbara, Batı Göktürklerin başında Tardu bulunuyordu. Doğu Göktürkleri bir süre sonra Çin hakimiyetine girdi (630). Batı Göktürkler! ise 659 yılında tamamen Çin’e katıldı. Böylece Göktürkler elli yıl boyunca bir fetret devri yaşadılar.
İKİNCİ GÖKTÜRK  (KUTLUK) DEVLETİ (681-744)
Göktürkler bir süre “fetret devri” yaşadılar. Ancak bu devrede bile bağımsızlık mücadelesine giriştiler. Bu mücadelelerden biri  639 yılında gerçekleşen Kür-şad ihtilalidir. Göktürk ailesinden Kür-şad’ın 39 arkadaşı ile birlikte Çin imparatorunu ele geçirmek üzere tasarladığı plan başarısızlıkla sonuçlanmış, Kür -şad ve arkadaşları  yakalanarak öldürülmüşlerdir.
Göktürkler bir süre sonra Aşına soyundan gelen “Kutluk” başkanlığında birleşerek bir kez daha bağımsızlık mücadelesine girişmişlerdir.* Kutluk’un etrafında toplanan Türkler arasında, Göktürklerin ünlü bir devlet adamı ve  kumandanı olarak tarihe geçecek olan Tonyukuk da bulunmaktaydı.
Kutluk’un ilk hedefi, o zamana kadar kurulan Türk devletlerinin merkezi olan Ötüken’i ele geçirmekti.
*Bu amaç için Oğuzlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Kutluk, 681’de Ötüken’e hakim olarak devletin temellerini attı ve “İlteriş” ( devleti derleyen,toparlayan) ünvanı aldı.
İlteriş Kağan’ın en önemli hedefi Çin’di. Bu nedenle Çin’e kırk altı başarılı sefer düzenledi.
İlteriş’in 692 yılında ölümü üzerine yerine kardeşi Kapgan geçti. Kapgan Kağan’ın hedefi Çin’i baskı altında tutmak ve Çin’de yaşayan Türkleri Ötüken’e çekmekti.
Not : Sert politika izlemesi Türgiş,Karluk ve Oğuzların ayaklanmalarına yol açmıştır.
Kapgandan sonra İlteriş’in oğlu Bilge hükümdar olmuş ve devleti kardeşi Kültiginle beraber yönetmiştir. Devletin kuruluşunda önemli katkısı olan Tonyukuk vezirliğe getirilmiştir.
* Tonyukuk Türk tarihinin en başarılı devlet adamlarından ve komutanlarından biridir.
Bilge-Kültigin-Tonyukuk üçlüsünün başarılı yönetimleri ile Göktürkler güçlendilerse de, Tonyukuk’un 725 ‘te, Kültigin’in 731de, Bilge Kağan’ın 734 te ölümleri üzerine iç karışıklıklar ortaya çıktı. Basmiller,Karluklar ve Uygurlar birleşerek II.Göktürk ( Kutluk ) devletine son verdiler.

UYGURLAR
Uygurların Türk Tarihindeki yeri ve önemi:
Şehircilik, tarım ve ticarette ileri gitmişlerdir.
Okur-yazar oranları yüksek olup, 14 harfli alfabeleri vardır.
Türeyiş ve Göç destanları vardır. “Orta Oyunu” Uygurlardan gelmektedir
Gök tanrı inancını terk edip yabancı dine inanan ilk Türk topluluğudur
Bögü Kağan zamanında girdikleri Manihaizm dini, savaşçı karakterlerini kaybetmelerine neden olmuştur
Tahta harfli matbaayı kullanmışlardır.
Uygur beylerinden Eratna, Orta Anadolu’da bir devlet kurmuştur. Kayseri’deki türbesinde [Köşk Medrese) yatmaktadır.
Uygurlar, Göktürkler devrinde yukarı Selenga boylarında yasamışlardır. on boydan meydana gelmişlerdi. Onun için On Uygur şeklinde de anılmışlardır.
Uygurlar’ın başlarındaki idareciler, el teber (küçük kral) unvanını taşıyorlardı
ORHUN UYGUR DEVLETİ:
Karluk ve Basmiller’le birleşerek II.  Göktürk Devletini yıkan Uygurlar Orhun bölgesinde Uygur Devletini kurdular.(745)
Kurucuları : Kutluk Bilge Kül Kağan
Merkezleri  : Ordubalık  (Karabalsagun)’dur.  (İlk Türk şehri Ordubalık’ tır.)
Kutluk Bilge Kül Kağan Türklerin şehir kuran ilk hükümdarıdır.
Bilge Kül Kağan’dan sonra MOYEN-ÇOR başa geçmiş, onun döneminde Müslüman Araplar(Abbasiler) ile Çinliler arasında Talas Savaşı yaşanmıştır. Talas Savaşı Tarım Havzasının Uygurların eline geçmesini ve Çin’in Orta Asya’dan çekilerek zayıflamasına
yol açmıştır.
Bögü Kağan Devrin de Uygur Türkleri ile Çin arasında iyi ilişkiler kuruldu, ticaret gelişti. Bögü Kağan Çin’e yardım amacıyla “Tibet Seferine” çıktı. Bögü Kağan Tibet seferi sırasında iki MANİ (MANİHEİZM) rahibini yanına alarak ülkesine geri döndü. Bu rahipler Uygur Türkleri arasında Mani dininin yayılmasına sebep oldular.  Ayrıca Türkler arasında Budizm’de yayılmaya başladı.
Mani Dini: Avlanmayı, et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan bir dindi.
Mani Dininin Uygurlar üzerindeki Etkileri:
1- Uygurlar Savaşçılıklarını kaybettiler.
2- Yerleşik hayata geçtiler.
3- Yerleşik hayata geçmeleriyle Uygurlar ticaret,bilim, sanat ve edebiyat gibi bir çok alanda geliştiler.

840 yılında bir başka Türk kavmi olan Kırgızlar, Uygur Devletine son verdiler. Kırgızlar’ın  Orhun Bölgesinden kovmalarıyla Uygurlar, Kansu ve Turfan bölgelerine göç etmek zorunda kaldılar.
NOT: Kırgızlar; Orhun Bölgesinden Uygurları kovarak,  buradaki Türk nüfusunun azalmasına sebep olmuşlardır.  Bu yüzden bu en eski Türk Yurdu, daha sonra Kırgızları yenen Moğolların eline geçerek kolayca Moğollaşmış, MOĞOLİSTAN olarak anılmıştır.

KANSU (SARI UYGUR) DEVLETİ:
Kırgızlardan kaçarak Kansu Bölgesi’ne gelen Uygurlar tarafından kurulan bu devlete Sarı Uygur Devleti de denilmektedir. 1209’da Moğolların hakimiyetine girmiştir.
Günümüzde Batı Çin bölgesinde yaşamaktadırlar.

TURFAN( DOĞU TÜRKİSTAN) UYGUR DEVLETİ:
Kırgızlar tarafından kovulan Uygurların bir kısmı Turfan Bölgesi’ne gelerek, burada yeni bir devlet kurdular. Bu devletleri de Moğollar tarafından 1207’de yıkıldı.
Cengiz Han’ın egemenliğine girmelerine rağmen medeniyette geliştiklerinden Moğollar’ı devlet teşkilatı, ticaret, bilim, sanat, alfabe gibi konularda etkilediler. Moğolların Türkleşmesinde önemli bir rol oynadılar. (Özbek ve Çağatay Türkleri)
Uygurlar günümüzde Doğu Türkistan diye anılan bu bölgede Çin’e bağlı özerk bir bölgede  yaşamaktadır.

KAYNAK: http://www.tarihportali.org/ilk-turk-devletleri-ders-notlari/7703-kokturk-devleti-ders-notu.html

http://www.tarihportali.org/ilk-turk-devletleri-ders-notlari/7708-ii-gokturk-devleti-kutluk-devleti-konu-anlatimi.html

http://www.tarihportali.org/ilk-turk-devletleri-ders-notlari/7704-uygur-devleti-konu-anlatimi.html

3.ÜNİTE :
ÜNİTEDE YER ALAN KONULAR
A. Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı
1. Türk Adının Anlamı.
2. Türklerin ilk Ana Yurdu
3. Türklerin Tarih Boyunca Yayıldıkları Bölgeler
4. İskitler (Sakalar)
B. İlk Türk Devletleri1. Büyük Hun Devleti (Asya Hun Devleti)
2. Kavimler Göçü, Asya ve Avrupa’nın Yeni Çehresi, Avrupa Hun Devleti
3. Göktürk Devleti
4. Uygur Devleti
C. Diğer Türk Devletleri ve Toplulukları
Avarlar, Bulgarlar, Hazarlar, Macarlar, Peçenekler, Kıpçaklar (Kumanlar), Uzlar (Oğuzlar),
Başgırtlar, Sabirler, Türgeşler, Kırgızlar, Karlıklar, Kimekler.
Ç. İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyet
1. Devlet Yönetimi
2. Din ve İnanış
3. Sosyal ve İktisadi Hayat
4. Yazı, Dil ve Edebiyat
5. Bilim ve Sanat
D. Türk Kültürünün Çevre Kültürlerle Münasebetleri
1. Türk-Çin Münasebetleri
2. Türk-Moğol Münasebetleri
3. Türk-Arap Münasebetleri
4. Türk-İran Münasebetleri

ÜNİTEDE YER ALAN KONULAR
A. Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı
1. Türk Adının Anlamı :
Türk kelimesi  bugünkü şekliyle ilk olarak Orhun Alfabelerinde geçmektedir.
Kelimenin gelişimi TÖRÜK – TÜRÜK – TÜRK  şeklinde olmuştur. Ne anlama geldiği konusunda değişik görüşler bulunmakla birlikte yaygın olarak  Güçlü,Kuvvetli,Töreli anlamları kabul edilmektedir.
Bunun dışında yaratılmış, türemiş anlamına geldiğini öne süren görüşler de vardır.
Türk kelimesini, Türk devletinin resmi adı olarak ilk kullanan siyasi kuruluş “ Göktürk Devleti” dir.
2. Türklerin ilk Ana Yurdu :
Türkler’ in ilk Anayurdu  “ Orta Asya” dır. Orta Asya doğuda Kingan dağlarından batıda Hazar denizine, kuzeyde Sibirya kıyılarından,güneyde Himalaya ve Karanlık dağlarına kadar uzanan çok geniş bir bölgedir.
Orta Asya içerisinde Türkler’in ilk yaşadıkları yerler Altay-Sayan dağlarının kuzeybatısı ile Hazar denizinin kuzey doğusu arasındaki düzlüklerdir.

3. Türklerin Tarih Boyunca Yayıldıkları Bölgeler :
Yenisey’de Andronova denilen yerdeki bulgular sebebiyle Altaylılar Andronova insanı adını almıştır. Altaylılar Türklerin ilk ataları olarak kabul edilmektedirler. (Proto Türkler).Bunlar MÖ.1700’den itibaren Altay ve Tanrı dağları çevresine yayılmaya başlamışlardır.
MÖ.1100’de başlayan göçler Çin’in Kansu ve Ordos bölgelerine olmuştur. Burada oluşturulan kültüre
Karasuk kültürü denilir.
MÖ.700 yıllarından MS.11.yy.a kadar Türkler sürekli hareket halinde olmuşlardır.
Özellikle MS den sonra olan göçler daha geniş çaplı olmuş ve önemli tarihi sonuçlar doğurmuştur. Batıya yapılan göçler Hazar denizi ve Karadeniz’in kuzeyinden olmuş, Balkanlar ve Orta Avrupa’ya kadar gidilerek buralarda Hunlar-Avarlar-Bulgarlar-Macarlar-Peçenekler
-Kumanlar-Oğuzlar gibi devletler kurmuşlardır. Afganistan ve kuzey Hindistan’a göç edenler Akhunlar ( Eftalitler) devletini kurmuşlardır.
11.yy.da  kalabalık oğuz boyları Anadolu’ya yoğun olarak göç etmeye başladılar.
Bunun sonucunda Anadolu’da Türk Tarihi başladı.  (İlk Türk devletleri,Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Beylikleri,Osmanlılar,TC.)
Türklerin tamamı Orta Asya’dan göç etmemiş, kalanlar  Hun, Göktürk, Uygur gibi güçlü devlet ve İmparatorluklar kurmuşlardır.

Göçlerin Nedenleri :
İklim koşulları
Toprak ve otlakların verimli olmaması
Hayvan hastalıkları
Nüfusun artmasıyla ekonomik kaynakların azalması
Türk boylarının kendi aralarındaki mücadeleleri
Dış baskılar (Çin,Moğol baskıları)

4. İSKİTLER (SAKALAR) :
Orta Asya kökenli Kurgan kültürlerinin ve göçebe Atlı Kavimler Medeniyeti’nin en eski ve önde gelen temsilcisidir.
Bazı görüşlere göre tarihte rol oynayan ilk Türk Topluluğu İskitlerdir.
Çin’den Tuna nehrine kadar uzanan Karadeniz’in kuzeyindeki Avrasya bozkırlarında yaşamışlardır.
Orta Asya göçleriyle batıya yönelmişlerdir.
Kimmer,Med,Pers,Asur ve Urartularla mücadele etmişlerdir.
Çok tanrılı din inanışına sahiptirler.En büyük tanrıları Gök Tanrısıdır.
Sanatlarında Orta Asya sanatının belirgin izleri görülmektedir.Maden işçiliğinde gelişmişlerdir.
”Alp Er Tunga“ efsanesi , İskitlerin Ön-Asya mücadeleleriyle bağlantılıdır.

B. İLK TÜRK DEVLETLERİ

1. BÜYÜK HUN DEVLETİ (ASYA HUN DEVLETİ) :
Hunlar  hakkında ilk bilgi MÖ.318 yılında Çinlilerle –Türkler arasında yapılan antlaşmadan bahseder.(Çin belgesi) MÖ.3.yy.da Hunlar Çinliler için korkutucu bir güç haline gelmişler, Çin’e çok sayıda akınlara başlamışlardır.
Çinliler Türk akınlarını durdurabilmek için ünlü Çin Seddini yapmışlardır.(MÖ.214’te) (Uzunluğu 2250 km. yüksekliği 6 metre, sur üzeri yol genişliği 4m.  100 metre aralıklarda kule)
Hunlar bu dönemde Orhun-Selenga Irmakları ve Ötüken merkez olarak güneyde Sarı Irmak’a kadar egemen olmuşlardır.
Bilinen ilk hükümdarları “ Tuman ( Teoman)” dır. Teoman dağınık Hun boylarını “Ötüken”  merkezli toplamayı başardı. Teoman Çinlilerin iç karışıklarından yararlanarak Çin’e akınlar düzenlemiş kuzey sınırındaki otlakları ele geçirmiştir.
Hunlar’ın en güçlü dönemleri  babası Teoman’ı yenerek tahta çıkan Mete dönemidir.( MÖ.209 – MÖ.174) Mete doğu komşusu Moğol asıllı Tung-Hu ları yenilgiye uğratmıştır. (Kendisinden atı ve himayesindeki kadınlardan birisi istenmiş, bu istekleri yerine getirmiş ancak toprak isteklerini “Toprağın milletin malı olduğu” nu söyleyerek vermeyi reddetmiştir.) Çin üzerine yaptığı seferle Çinlileri yenilgiye uğratmış, onları vergiye bağlamış ve Çinli bir prensesle evlenmiştir.Mete Çin’in dışarıdan yönetilemeyeceğini ve Çin’e yerleşilemeyeceğini ( Kültür erimesini önlemek) görmüş ve Çin’le anlaşmayı uygun görmüştür.Kansu bölgesinde oturan Yüeçileri, Isık Göl kıyısındaki  “Vusunlar” ı , Tarım Havzası’ndaki yirmialtı şehir devletini Hunlar’a bağlamış; doğuda Mançurya’dan – batıda Isık Göl’e, kuzeyde Sibirya içlerinden , güneyde Çin seddi ve Tibet’e kadar uzanan bir İmparatorluk kurmuştur.
Mete’nin İpek yolu’nu ele geçirmesi,Hunlar için büyük bir ekonomik güç oluşturmuştur.
Mete’nin Yönetim ve Askerlik alanında yaptığı düzenlemeler diğer Türk Devletleri üzerinde de etkili olmuştur.
Mete’den sonra tahta çıkan hükümdarlar zamanında Çin, İpek yolu’nu ele geçirme mücadelesi yapmış ( Ekonomik güç), çeşitli politikalarla (İleride üzerinde genişçe durulacak) Türkler’i içten bölerek zayıflatmıştır. MÖ.44 ‘te Hunlar doğu ve batı olarak ikiye ayrılmışlardır.   ( Çi-çi ,Çin desteği alarak tahta çıkan kardeşi Hohan-ye ‘nin hükümdarlığını kabul etmemiş, batı’da hükümdarlığını ilan etmiştir.) Batı Hunlarına Çinliler son verdi.( Çi-çi’nin kendileri için tehlikeli bir güç olacağını düşündüklerinden) Zamanla güçlenen Doğu Hunları Çin politikaları sonucu Kuzey ve Güney Hunları Olarak ikiye ayrıldı. (MS.48) Kuzey Hunları Siyen-pi ‘ lerin saldırıları sonucu yıkıldılar.  Çin seddi  içine kadar çekilmiş olan
Güney Hunları ise zamanla Çin kültürü içinde eridi.

2. KAVİMLER GÖÇÜ, ASYA VE AVRUPA’NIN YENİ ÇEHRESİ, AVRUPA HUN DEVLETİ
Kavimler Göçü : MS. 375 ‘te  İtil nehri dolaylarında yaşayan Hunlar’ın “Balamir” liderliğinde batıya hareket etmesiyle
başlayan  ve Avrupa’da yüzyıl kadar süren Cermen kavimlerinin yer değiştirme hareketlerine “Kavimler Göçü” denilir.

Kavimler Göçünün Sonuçları :
Kavimlerin Roma İmparatorluğu üzerine baskıları sonucu, Roma İmparatorluğu birliğini koruyamayarak, 395 ‘te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış, 476’da Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır.
Avrupa’nın her tarafı karışıklık ve istilalara uğramıştır.
Avrupa’daki Krallıklar güçlerini kaybetmiş Feodalite ( Derebeylik) rejiminin kurulmasına yol açmıştır.
Çeşitli Cermen kavimlerinin birbirleriyle karışıp kaynaşması sonucu yeni topluluklar oluşmuştur. ( İspanyollar,İngilizler vb.)
Günümüz Avrupa devletlerinin temelleri atılmıştır.( İngiltere,Fransa vb.)
Çoğu tarihçi tarafından ilkçağın sonu, Ortaçağ’ın başlangıcı kabul edilmiştir.
Asya’da Siyasi Durum :
Asya Hunları’nın yıkılmasıyla Orta Asya egemenliği Çin’in eline geçmiştir. Çin iç karışıklarından yararlanan Hunlar To-ba devletini kurmuşlardır.Bunun dışında Asya’da  Avar, Sasani, Akhun, gibi devletler kurulmuştur.

AVRUPA HUN DEVLETİ :
Kavimler göçünü başlatan Batı Hunları tarafından kurulmuştur. İlk hükümdarları BALAMİR, en önemli hükümdarları ATTİLA’dır.
ULDIZ’IN ROMA SİYASETİ:Balamir’den sonra Batı Hunları’nın başına geçen Uldız, Roma İmparatorluğuna karşı akılcı bir siyaset izlemiştir. Hunlar’ın düşmanları Germen Kavimleri ile savaştığından, Batı Roma İmparatorluğu ile  iyi geçinmiş, Doğu Roma’yı (Bizans) ise baskı altına almaya çalışmıştır.
RUA döneminde Uldız’ın siyaseti devam ettirilmiştir. Rua’nın ölümü üzerine Hunların başına Attila ve ağabeyi Bleda birlikte geçmişler, Bleda’nın ölümü üzerine Attilatek başına tahtta kalmıştır.

ATTİLA DÖNEMİ ( 434 – 453 ) :
Attila başlangıçta Uldız’ın siyasetini takip etmiş ve Bizans’ı baskı altına almak üzere Balkan seferleri düzenlemiştir. Bizans’ı MARGUS ve ANATOLYUS antlaşmaları ile ağır ve vergilere bağlamıştır. Bizans’ı dize getiren Atilla daha sonra Batı Roma üzerine yönelmiştir.
Margus Barışının önemli maddeleri :
Bizans ödemekte olduğu vergiyi iki katına çıkaracaktır.
Hunlar’dan kaçarak Bizans’a sığınanlar iade edilecektir.
Bizans Hunların düşmanlarıyla ittifak yapmayacaktır.
NOT  :Bizans ile ilk kez savaşan ve barış yapan Türk devleti Avrupa Hunları’dır.
Anatolius Barışının önemli maddeleri :
Bizans, Tuna’nın güneyinde asker bulundurmayacak
Savaş tazminatı ödeyecek
Ödediği yıllık vergi 3 katına çıkacaktı.
NOT :  Özellikle vergi maddesi Bizans’ı zor duruma düşüreceğinden,Bizans Attila’ya suikast girişiminde bulunmuş ancak başarılı olamamıştır.
Attila Doğu Roma imparatorluğunu etkisiz hale getirince Hun dış politikasını değiştirmiştir. Batı Roma İmparatorluğuna yapılan Hun desteği kesilmiş ve Batı Roma üzerine sefere çıkmaya karar vermiştir.

ATTİLLA’NIN BATI ROMA SEFERLERİ:
1)- Galya Seferi (451): Batı Roma’nın asker deposu olarak görülen Galya (Fransa) üzerine sefere çıkmış, Batı Roma Ordusuyla KATALON savaşını yaptı. Kesin sonuç alınamadı.
2)- İtalya Seferi (452 ): Bir yıl sonra 452’de Attila ikinci sefere çıktı. Bu defa Roma ordusu Attila’nın karşısına çıkmaya
cesaret edemedi.  Romalılar Papa I.leon’u  Attila’ya elçi olarak gönderdiler.Papayla görüşen  ve bugüne kadar hangi konularda anlaştıklarını bilemediğimiz Attila Roma’ya girmekten vazgeçerek geri dönmüştür. Attila’nın ölümünden sonra Avrupa Hun Devleti eski gücünü koruyamadı.
Yıkılış Sebepleri :
İç karışıklıklar
Hunlara bağlı kavimlerin ayaklanmaları
Bizans saldırıları

KAYNAK: www.tarihportali.net

TARİHTE YAZI

Yazının, MÖ 3500 yıllarında Sümerler tarafından kullanıldığı bilinmektedir Sümerler, yazıyı ticari etkileşimin bir sonucu olarak bulmuşlar ve yazı MÖ 3000 – 3500 yıllarında işlerlik kazanmıştır.

Tarih çağlarına geçen ilk kavim Sümerler ‘dir.

Sümer yazısı, hece esasına dayalı bir çizgi ve şekil yazısıdır.  Aynı çağlarda, Mısır’da da Hiyeroglif denilen resim yazısı kullanılmıştır. Yazı Anadolu’ya, Asurlu ticaret adamları tarafından getirilmiştir.

Anadolu’da tarih devirlerinin, Mezopotamya ve Mısır’a göre daha geç başlamasının nedeni,  yazının  Anadolu’da daha geç kullanılmasıdır.

ALFABE BİLGİSİ

Bugün kullandığımız alfabeyi ilk bulanlar, Fenikeliler’ dir. Fenikeliler, sembolleri Mısır hiyeroglifle­rinden yararlanarak elde ettiler. Sembolleri heceye dönüştürürken de Sümerler’ in çivi yazısından yarar­landılar. Fenikelilerin bulduğu bu 22 harflik alfabe, İyonya’ dan Eski Yunan’a taşınmış ve Eski Yunanlılar tarafından geliştirilmiştir.
Alfabeye bugünkü şeklini, Romalılar kazandırmışlardır
Latin alfabesi adı verilen harf yazısına dayalı bu alfabe, 1 Kasım 1928’de ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır

TARİHE YARDIMCI BİLİMLER

1) COĞRAFYA : Tarih olayın geçtiği Yer’in fiziki ve beşeri özelliklerini coğrafyadan öğrenir.
2) ARKEOLOJİ(Kazı Bilimi) :Toprağın ve suyun altında kalmış olan eserleri ortaya çıkarır.
3) KRONOLOJİ(Takvim Bilgisi) : Tarihi olayların zamanlarını belirleyip,oluş sırasını düzenler.
4) PALEOGRAFYA: Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.
5) EPİGRAFYA(Kitabeler Bilimi) :Taş,mermer gibi sert cisimler üzerine yazılan yazıları inceler.
6) SOSYOLOJİ (Toplum Bilimi) : Sosyal olayları inceler.
7) ANTROPOLOJİ : Toplumların ırk yapılarını inceler.
8) FİLOLOJİ:(Dil Bilimi) : Dilleri ve diller arasındaki bağları inceler.
9) ETNOGRAFYA: Örf,adet, gelenek ve görenekleri inceler.
10) DİPLOMATİK (Siyaset Bilimi) : Toplumlar arası her türlü siyasi ilişkiler, savaşlar ve nedenleri, antlaşma metinleri, siyasi ilişki­ler ile ilgili fermanlar ve beratlar bu bilim dalının kapsamı içine girer
11) HERALDİK (Mühür bilimi) : Resmi belgelerdeki mühür, arma ve özel işaretleri inceler.
12) NÜMİZMATİK (Paralar bilimi) : Eski Paraları inceler.
13)  ARKEOMETRİ (Karbon 14 Metodu) : Herhan­gi bir tarihsel buluntunun yaşını hesap eden bilimdir.

TAKVİM BİLGİSİ

Takvim Nedir? :  Takvim ; zamanı, günlere, aylara, yıllara bölme metodudur.
İnsanlar zamanı ölçerken ölçü aracı olarak Güneş’i ve Ay’ı kullanmışlardır. Güneşi kullananlar dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşünü esas almışlardır. (365 gün 6 saat) Bu şekilde oluşturulan takvimlere GÜNEŞ TAKVİMİ denilir.
Ay’ı kullananlar ise Ayın Dünya etrafında 12 kez dönmesini (12 x 29.5 =354) esas almışlardır.

Bu şekilde oluşturulan takvimlere AY TAKVİMİ denilir.

Tarihte ilk güneş takvimini Mısırlı’ lar, ilk ay takvimini Sümerler oluşturmuşlardır.

Açıklama :  Her toplum kendi takvimini oluştururken kendileri için önemli saydıkları bir günü başlangıç olarak kullanmışlardır. Örnek:  Romalılar Roma’nın kuruluşunu, Müslümanlar Hicreti, Hıristiyanlar Hz. İsa’nın doğumunu gibi…
Bugün kullandığımız güneş sistemine dayalı Takvim, ilk kez Mısırlılar tarafından bulunmuştur.* Mısırlılar’ ın bu takvimi bulmasına etki eden iki önem­li etken, Mısır’ın coğrafi konumu ve Nil olayıdır. Mısırlılar ‘ın bulduğu bu takvime, bugünkü şeklini Romalılar kazandırmıştır.

Türkler’ in kullandıkları takvimler

12 Hayvanlı Takvim: Göktürk ve Uygurlar tarafından kullanılmıştır. Güneş sistemine dayalıdır . Bu takvimde yıl 365 gündür

Hicri Takvim (Kameri): Ay yılına göre düzen­lenmiştir. Yıl 354 gündür. Hz. Muhammed’in, Mek­ke’den Medine’ye göçünü başlangıç alır Hz Ömer tarafından düzenlenip, uygulamaya konulmuştur

Celali Takvimi: Büyük Selçuklular tarafından kullanılmıştır. Sultan Melikşah’ın emri ile Ömer Hayyam tarafından hazırlanmıştır. Güneş sistemine dayalıdır.

Rumi Takvim: Osmanlılar tarafından, sadece mali işler için kullanılmıştır. Güneş sistemine dayalıdır.

Miladi Takvim: 1925 yılında, Batı ile aramızdaki uyumun  sağlanması  için kabul dilmiştir.Güneş sistemine dayalıdır. Yıl 365 gün 6 saattir 1926’ dan itibaren kullandığımız takvimdir. Güneş yılını esas alır. Temeli Mısırlılara dayanır. İyon ve Yunanlılar kanalıyla Batıya aktarılmıştır. Romalılar Sezar zamanında JUL YEN takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. Yeniçağda Papa XII.Gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle GREGORYEN TAKVİMİ olarak anılmıştır. Günümüzde ise Milat takvimi denilmektedir. Milat takvimi , Hz. İsa’nın doğuşunu (sıfır),  kronolojinin başlangıcı olarak kabul eder.

TARİHİN DEVİRLERE AYRILMASI

Tarih, yazının icadı ile başlar. Yazının, MÖ 3500′ lerde Sümerler tarafından bulunduğu bilinmektedir.

Yazı’nın bulunmasından önceki döneme Tarih ön­cesi Devirler (Prehistorik),

yazının bulunmasından sonraki döneme de Tarih Devirleri denilir.

I.   TARİH ÖNCESİ (PREHİSTORİK) DEVİRLER:

Bu devirler, yapılan araç ve gereçlerin çeşitliliğine göre bölümlere ayrılır:

A.  TAŞ DEVRİ:      Bu devir de kendi arasında üçe ayrılır.

1.  Yontmataş Devri (Paleolitik):

fx15 lida yılan yağı karınca yumurtası xacc devri
Tarihöncesi devirler içinde en uzun yaşanan dönemdir.

insan bu devirde tüketicidir. Avcılık, balıkçı­lık ve toplayıcılık yapar.

insanın  doğa  ile  mücadelesi  bu  devirde başlar.

Toplumlar arasında yeterli iletişim yoktur.

Mağaralar ve kuytu yerler, yaşam için seçi­len yerlerdir.

Kaba taştan yapılan aletler ve mağara   duvarlarındaki resimler tek kalın­tılardır

Donemin sonuna doğru Ateş bulunur.

Ateş’in bulunması   bir anlamda uygarlığın başlangıcı olarak kabul edilir.

2.  Ortataş Devri (Mezolitik):

Neolitik devre geçişi sağlayan bir ara dö­nemdir.

insanlar, yaşamlarını yine avcılık ve toplayı­cılık ile sürdürmektedir.

Buzul çağları sona ermiş, yeryüzündeki ik­lim  koşulları  günümüz iklimine dönmeye başlamıştır.

3.  Cilalıtaş Devri (Neolitik):

İnsan üretken hale geçer.

Topraklar tarıma açılır.

Kalıcı kültür yaratılmaya başlanır.

Topraktan kap-kacak yapılır ve seramik sa­natı başlar.

ilk yerleşim birimleri oluşturulur.

Hayvanlar evcilleştirilir ve bitki liflerinden elbiseler yapılır.

ilk dinsel inançlar ortaya çıkar.

İlk ticaret başlar.

Ataerkil bir düzen kurulur.

Köleci toplum  yapısı ortaya çıkar.

Günümüzün sosyal yaşam biçimi oluşur

Dolmen  :     Uzunca ve kaba taşların yan yana dizilip üzerine yassıca kaba bir taşın yerleştirilmesiyle oluşan anıtlar.

Tümülüs :     Dolmenlerin toprak yığınıyla örtülüp bir tepe şekline getirilmiş hali.

Höyük    :    Tümülüslere Anadolu’da verilen ad

Kurgan   :    Tümülüslere Türkistan’da verilen isim

Menhir   :    Bir çizgi veya daire etrafında kabaca dikilmiş yüksek taşlardan oluşan anıtlar.

B. MADEN DEVRİ :   Kullanılan madenlere göre bölümlere ayrılır:

1.  Bakırtaş Devri (Kalkolitik):

Maden Devri’ne geçiş dönemidir. Bu devirde Bakır bulunarak, işlenmeye başlanmıştır. Bakır, insanın kullandığı ilk madendir. Doğada saf olarak bulunur. Bu devirde Bakır, günlük hayatın içine girmiş, ancak yumuşak olduğundan ve madencilik tekniğinin ilerlemesi ile de Bakır ve Kalay karış­tırılıp Tunç elde edilmiştir.

2- Tunç Devri:

Bu dönemde toplumlar arası  ile­tişim ve ticaret gelişmiştir.

ilk yerleşim birimleri, şehir devletlerine dönüşmüştür.

3.  Demir Devri:

Tarım sektörünün yanı sıra sanayi sektörü de gelişmiştir.

Uygarlığın gelişmesi hızlanmıştır.

Silah yapım tekniği gelişmiştir.

Babil Kralı Hammurabi tarafından ilk mer­kezi krallık kurulmuştur.

Dönemin sonuna doğru yazı bulunmuş ve Tarih öncesi Devirler sona ermiştir.

TARİH DEVİRLERİ:

Yazının bulunmasıyla başlar ve günümüze kadar devam eder.

Tarih ile yazı arasındaki ilişki :

Tarih, yazı ile başlar. yazıdan önceki devirler hakkında sağlıklı bilgi edinmek  zor olduğundan,

bu dönemlere “Tarih Öncesi Devirler (Prehistorik Devirler)” veya “Karanlık Çağlar” denir.

Yazı    :

Toplumlar ilk olarak resim yazısı kullanmışlardır.

İlk yazıyı Sümerler bulmuştur.(Çivi Yazısı)

Bugün kullandığımız alfabeyi, ilk olarak Fenikeliler kullanmış, onlardan Yunanlılar ve Romalılar alarak geliştirmişler ve böylelikle LATİN alfabesi ortaya çıkmıştır.

Yazı, Anadolu’ya ilk olarak Asurlular tarafından Tunç devrinde getirilmiştir.

Türk Tarihinin ilk yazılı eserleri GÖKTÜRK(ORHUN) KİTABELERİDİR.

TARİH DEVİRLERİ:

A.  İLKÇAĞ (Eskiçağ):

MÖ 3500’lerde Sümerler ‘in yazıyı bulması ile başlar, 476’da Batı Roma’nın yıkılışıyla sona erer.

Önceleri   şehir  devletleri   halindeki   siyasi yapı, sonradan Eski Yunan siteleri hariç,merkezi krallıklara dönüşmüştür.

Çağa çok tanrılı dinler egemendir. Ancak istisna olarak, İbranilerde tek tanrılı din ilk kez görüldü ise de Musevilik bir dünya dini olamamıştır. Hıristiyanlık da, bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Özellikle Akdeniz Havzası’nda canlı bir tica­ret ekonomisi görülmüştür, bunun temel nedeni koloniciliktir.

Köleci ve sınıflı toplum yapısı çağa egemen olmuştur.

Tarih Çağlan içinde en uzun yaşanan dö­nemdir.

Çağ’ın içinde, İsa’nın doğumu takvime baş­langıç olarak kabul edilir, İsa’nın doğumu ile MÖ dönem sona erer, MS dönem başlar, ilkçağ’ın içinde hem MÖ hem de MS dönemler yaşanmıştır

B.  ORTAÇAĞ:

MS   476′ da  Batı   Roma’nın yıkılmasıyla başlar, 1453 İstanbul ‘un Fethi ile sona erer.

Merkezi krallıklar gücünü Kavimler Göçü sonunda yitirdiğinden, siyasi yapıda Feodalite çağa egemen olmuştur.

Tek tanrılı dinler egemendir. Bu nedenle Ortaçağ’ da, bilimsel ve kültürel gelişme ya­vaşlar.

Tek üretim aracı ve zenginliğin simgesi topraktır. Geri, kapalı ve toprağa bağımlı bir ekonomik yapı görülür.

Akdeniz havzası, ticari etkinliğini yitirir.

Köleci toplum yapısı sarsılır, sınıflı toplum yapısı devam eder.

C.  YENİÇAĞ:

1453’te İstanbul’un Fethi ile başlar, 1789 Fransız İhtilali ile sona erer.

İstanbul’un Fethi’nde kullanılan tahrip gücü yüksek toplar, merkezi krallar tarafından kullanılmış, Feodalite yıkılırken, merkezi krallıklar yeniden güçlenmiştir.

Coğrafi Ke­şifler sonunda ise bazı merkezi krallıklar Sömürge imparatorluğu’na dönüşmüştür.
i

Tek tanrılı dinler çağa egemen olmasına rağmen, toplum üzerindeki etkinliklerini yitirmeye başlamışlardır.

Özellikle Coğrafi Keşifler’ den sonra, canlı bir ticaret ekonomisi görülür.

Rönesans Hareketleri sonunda sınıflı toplum yapısı da bozulmaya başlar.

D. YAKINÇAĞ:

1789’da Fransız ihtilali ile başlar günümüze kadar devam eder

Siyasi yapıya, Demokrasi egemendir. Özellikle Fransız İhtilali’nden sonra din devleti, Dünya devletine dönüşür. Ulusçuluk akımı güçlenir.

Tek tanrılı dinler çağa egemen olmasına rağmen, toplum üzerindeki etkinliklerini yitirir ve özellikle Fransız İhtilali’nden sonra , laik devlet ve laik toplum düzeni kurulur.

Fransız  ihtilali’nin getirdiği ilkeler sonucu, sınıflı toplum yapısı ortadan kalkar.

Sanayi Devrimi, hammadde ve pazar gereksinimini artırır.

Sömürge mücadelesi hızlanır.

Dikkat  :  Zamanı çağlara bölmek yapay bir bölme işlemidir. Öğrenimi kolaylaştırmak amacı taşır.

Örneğin:  İstanbul’un fethi, Avrupa ve Asya’yı etkileyen önemli bir tarihi olaydır. Ancak bu olay,

o sırada Amerika ve Afrika kıtasında yaşayan insanları doğrudan etkilememiştir.

Mısır ve Mezopotamya’daki insanlar yazıyı kullanırlarken, dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar ancak

yüzlerce yıl sonra yazıyı kullanmışlardır.

Çağların başlangıç-bitiş tarihleri nasıl tespit edilmiştir?

Tarihin zamana göre tasnifinde en önemli ayrım “çağlara ayırarak” incelemedir. Çağların başlangıç ve bitim tarihleri      belirlenirken toplumların geniş çapta etkilendiği tarihi olaylar  esas alınmıştır.

A- TARİH BİLİMİ fx15 lida yılan yağı karınca yumurtası xacc

1- TARİH BİLİMİNİN KONUSU  :

Tarihin tanımı ; İnsan topluluklarının her türlü faaliyetlerini ( Siyasal,sosyal,ekonomik,kültürel,dini ) yer ve zaman belirterek, sebep-sonuç ilişkileri içerisinde inceleyen bilim dalıdır.
Bütün yönleriyle insanlığın geçmişini inceler
Geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüdür
Tarih insanlığın ortak mirasıdır.
Tarih, insan topluluklarının sosyal,ekonomik,siyasi,kültürel,dini faaliyetlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, kültürlerini,yer ve zaman belirterek,  olayların sebeplerini,gelişmelerini ve sonuçlarını birlikte inceleyen bir bilim dalıdır.
Tarih sadece geçmişi araştırmakla kalmamakta, geçmişle günümüz ve gelecek arasında bir köprü görevi görmektedir.
Tarihine sahip çıkmayan,tarihini unutmuş bir millet, hafızasını kaybeden bir insana benzer.

TÜRK TARİHİNİ ÖĞRENME GEREKLİLİĞİ :

Türk Milleti , tarihin en eski ve en köklü milletlerinden biridir. Türkler Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılan devletler kurmuşlardır. Bu bölgelerde     Türk Dilinin,Türk Sanatının,Türk kültürünün izleri bugün bile sürmektedir.
MÖ III.YY da Hunlar’la başlayan Türk Tarihi günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Atatürk,  Türk Tarihine büyük önem vermiş
“Türk çocuğu ecdadını ( Atasını ) tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” demiş ve zengin Türk Tarihinin ortaya çıkarılabilmesi için 1932 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdurmuştur.

Tarihimizi iyi öğrenmekle ;
Vatan,Millet sevgimiz gelişecektir.
Millet olarak geleceğe daha güvenle bakabiliriz.
Tarihini tanımayan, iyi bilmeyen milletler dağılmaya yok olmaya mahkumlardır.

Tarih anlatımında yer ve zamanın önemi nedir ?

1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın gerçek olup olmadığını anlarız.
2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü ; o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu,o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.

Sebep – Sonuç İlişkisinin önemi nedir ?

Bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır.her olay kendisinden önceki olayın sonucu kendisinden sonraki olayın sebebidir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.

Olay nedir? Olgu  nedir?

OLAY: İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri  alanlarda meydana gelen oluşumlardır.

OLGU: Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir.

Örnek: Anadolu’nun Türkler tarafından fethi Olay’dır. Anadolu’nun Türkleşmesi  Olgu’dur.

Tarih felsefesi nedir ? : Tarihi deneyimleri, günümüz sorunlarının çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih Felsefesi denir.

TARİHİN TASNİFİ (SINIFLANDIRILMASI)

1)- Zamana Göre Sınıflandırma: (Örnek: Ortaçağ tarihi, 15.yüzyıl tarihi gibi…)

2)- Mekana(Yer’e) Göre sınıflandırma: (Örnek:Türkiye Tarihi,Avrupa tarihi gibi…)

3)- Konuya Göre Sınıflandırma: (Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi…)

Tarihi Zamana, Mekana ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi, öğretmeyi, araştırmayı kolaylaştırmaktır.

TARİHİN YÖNTEMİ:

Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular.

1)- KAYNAK  ARAMA: Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.

Kaynaklar 2’ye ayrılır:

1- Ana Kaynaklar (Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.

2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır.

Ayrıca kaynakları YAZILI ve YAZISIZ kaynaklar diye de ikiye ayırabiliriz:

1- Yazılı Kaynaklar: Kitabeler,fermanlar,kanunlar,mahkeme kayıtları, noterlik yazıları, gazeteler, dergiler vb…

2- Yazısız(Sözlü) Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar,destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb…

2)- VERİLERİ TASNİF, TAHLİL VE TENKİT ETME:

a) Tasnif (Sınıflandırma): Elde edilen bilgiler zamana,mekana ve konuya göre tasnif edilir.

b) Tahlil (Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi?Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.

c) Tenkit (Eleştiri): Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı,hangi bilgilerin kullanılacağı belirlenir.

3)- TERKİP (Sentez)(Birleştirme):     Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenip yazılması safhasıdır.

TARİHİN KAYNAKLARI

A.  Birinci elden kaynaklar :   ikiye ayrılır:

1. Yazısız kaynaklar:  Geçmişe ait tüm arkeolojik kalıntılar bu gruba girer. Bunlar, insan ve hayvan kemikleri (fosiller) Mağara resimlen ve kabartmalar.  Her türlü kullanım eşyaları,  mezarlardır.

2. Yazılı kaynaklar: Tarihin aydınlatılmasında kesin bilgiler veren kaynaklardır. Bunlar, yazıtlar (kitabeler), antlaşma metinleri, fermanlar ve beratlar, yazılı tabletler,  döneminde yazılmış kitaplardır.

B.  İkinci elden kaynaklar : Bu gruba, geçmişe ait bilgilerin sentezi yapılarak yazılan, günümüz tarih kitapları girer.

TARİH ÇEŞİTLERİ

A.  Konularına Göre :

Genel Tarih : Yazılan herhangi bir tarih, bir­den fazla devlet veya milletin hayatını ilgilendiriyorsabu bir genel tarihtir.

Özel Tarih (Milli) : Yazılan herhangi bir tarih, tek bir milletin veya devletin yaşamını konu alıyorsa
bu bir özel tarihtir.

NOT: Genel ya da Özel Tarih; Siyasi, Uygarlık ve Ekonomi olmak üzere üç çeşit yazılabilir.

B. Yazılış Şekillerine Göre :

Hikayeci (Öykücü) Tarih :  Neden-sonuç iliş­kisi ile yer ve zamana bağlı kalmadan yazılan tarihlerdir. Bilimsel değeri yoktur. Amacı, tarih okumayı sevdirmektir.

Öğretici Tarih : T arihsel olaylar, duygusal yönleriyle ele alınır. Topluma milli ve ahlaki değerler
kazandırılmaya çalışılır. Amacı, okuyanı etkilemektir.

Sosyal Tarih:     Tarihsel olayların sadece sosyal yönleri ele alınarak yazılır.

Kronik Tarih:     Olaylar tarihsel sıraya konularak yazılır. Olaylar arasında bağlantı kurulmaz

Neden-Nasılcı Tarih :  Tarihsel olaylar , neden-sonuç ilişkisi içinde, yer ve zaman gösterilerek yazılır. Bilimsel tarih yazıcılığıdı

ESKİ ÇAĞLARDA TÜRKİYE VE ÇEVRESİ

A. Eskiçağlarda Türkiye
Türkiye tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşime tercih edilen bir ülke olmuştur. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
•   İklim koşullarının iyi olması
•   Verimli otlak ve topraklara sahip olması
•   Asya ile Avrupa arasında bir köprü görevi görmesi ( Ulaşım ve Ticaret yolları üzerinde bulunması)
•   Yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olması
•   Anadolu doğu ile batı dünyalarının ilişkileri açısından önemli bir konuma ve katkıya sahip olmuştur.

1. TÜRKİYE’NİN TARİH ÖNCESİ DEVİRLERİNİ AYDINLATAN MERKEZLER :
a- Anadolu’da Yontma Taş Devri :
Antalya yakınlarındaki Karain, Beldibi ve Belbaşı mağaraları , Gaziantep yakınındaki Dülük, Antalya Mağaracık bu dönemin önemli merkezleridir.
* Karain mağarasında Neanderthal neslinden bir çocuğun dişi ile Homo Sapiens ( Düşünen insan) türünden bir kafatası bulunmuştur.
b- Anadolu’da Cilalı Taş Devri :
Diyarbakır -Çayönü, Konya- Çatalhöyük bu dönem yerleşimlerindendir. Çayönü, çağımızın sosyal ve ekonomik düzeninin temelini oluşturan Cilalı Taş Devrinin en önemli merkezlerinden biridir. Gelişmiş köy yerleşmesi görülür.( Buğday,Nohut,Mercimek,Bezelye yetiştirilmiş, Koyun,Köpek,Keçi,Sığır yetiştirilmiştir.)
Konya, Çumra ilçesinin yakınlarında bulunan Çatalhöyük , Yakındoğu Cilalı Taş Devri yerleşmelerinin en başta gelenlerindendir.
* Yapılmış olan Hasan Dağı ve Çatalhöyük resmi bir kenti çevresiyle gösteren en eski şehir tasvir ve en eski şehir planıdır.
c- Anadolu’da Bakır Taş Devri :
Burdur-Hacılar, Konya-Canhasan, Denizli-Beycesultan, İç Anadolu’da Güllücek, Van-Tilkitepe önemli yerleşimlerdendir. Bunların dışında , Eski Tunç Devri olarak adlandırılan dönemde Çanakkale-Truva, Yozgat-Alişar, Çorum – Alacahöyük bu dönemin birer medeniyet merkezleridir.
Truva’da dokuz kat, Alişar ve Alacahöyük ‘te beşer kat kültür tabakalarına rastlanmıştır.
Orta Anadolu’da oluşturulan bu çok yüksek medeniyeti Hatti adındaki kavim oluşturmuştur.
Anadolu M.Ö. 2000 yıllarında kuzeydoğu’dan gelen göç dalgasına uğramış ve etnik yapısı değişmeye başlamıştır. Bu dönemde Asurlu’lar Anadolu’da ticari amaçlı pazaryerleri kurmuşlardır.( Karum) Bunlardan Kaniş (Kültepe ) te bulunan 10.000 civarındaki kil tabletle birlikte Anadolu yazılı döneme geçiş yapmıştır.
Anadolu’nun yazılı döneme geçişini sağlayan uygarlık Asurlulardır.

2. M.Ö. 2. BİN M.Ö. 6. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE :
Bu dönemde Anadolu’da ; Hitit, Frig, Lidya, Urartu, İyon uygarlıkları görülür.
a- HİTİTLER ( M.Ö. 1700 – MÖ.1200 Frigler ,kalıntılarına MÖ.700 Asurlular son verdi)
Hitit Devleti haritaları için tıklayınız.
MÖ.II bin yıllarında Anadolu’ya muhtemelen Kafkaslardan gelerek ,Hattilerle kaynaşmışlar ve Kızılırmak yayı çevresine yerleşmişlerdir.
Anadolu uygarlığının ilk yaratıcıları ve ilk İmparatorluk kuranlarıdır.
Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy), kurucuları I.Hattuşil’dir.
Bu dönemin en önemli olayı Suriye egemenliği için Mısırlı’larla savaşmalarıdır. Tarihin bilinen ilk meydan savaşını ( 1296) ve bunun sonunda
Tarihin bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş antlaşmasını (1280) imzalamışlardır
Hititlere , Ege göçleri sonucu Frigler ve kalıntılarına Asurlular son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Yönetimin başında Kral bulunurdu. Ancak kral ülkenin tek hakimi değildi. Pankuş denilen soyluların oluşturduğu bir meclis vardı. Tarihin bilinen ve Anadolu’da görülen ilk meclisidir
Büyük Kral, aynı zamanda başkomutan ve baş yargıçtı . Büyük kral’a Tabarna, kraliçeye Tavananna denirdi. Tavananna dini törenlere ve bayramlara başkanlık eder, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi.
Çok Tanrılı din anlayışına sahiptiler. Anadolu’daki diğer kavimlerin ve komşu ülkelerin tanrılarını benimsemişlerdir.Bu nedenle Hitit ülkesine “Bin Tanrı İli” ya da “Bin tanrılı Hititler” denilmiştir.
Hititlerde halk , hürler-yanaşmalar (yarı hürler)-namralar-köleler olarak sınıflara ayrılmıştı. Kölelerin mülkiyet hakkı vardı. Halkın çoğunluğunu köylüler,zanaatkarlar ve tüccarlar oluşturmaktaydı.
Hititlerde Ataerkil aile düzeni kurulmuştur.
Kanunları gelişmiş olup daha çok Tazminata yöneliktir. Ölüm cezası sadece kölelere verilirdi.
Ekonomilerinin temeli tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Topraklar tanrıların ve kralın malı kabul edilirdi. Madencilik sanatı gelişmiştir. (Demir,bakır,gümüş işlenen madenlerdir)
Hititler hem çivi yazısını hem de resim yazısını (özellikle taş anıtlar üzerinde) kullandılar. Tarihi olayları yıl yıl “Anal” denilen yıllıklara yazarlardı. Anallar tanrılara hesap vermek adına yazıldığından doğru kaynaklar olarak kabul edilir. Bu nedenle Anadolu tarihinin aydınlatılmasında en önemli kaynaklardandır.
Mimarlık ,Heykelcilik ve Kabartma sanatı gelişmiştir.( Yazılı kaya ve İvriz kabartmaları örnektir)
Hititlerde eli silah tutan her erkek asker sayılırdı.

b- FRİGLER ( MÖ.800 – MÖ. 676 )
Frigya Devleti haritası için tıklayınız.
Hint – Avrupa asıllı kavimdirler. Kafileler halinde Trakya üzerinden Anadolu’ya gelmişlerdir. Sakarya Irmağı vadisine yerleştiler. Başkentleri “Gordion” dur. Tüm krallarına “Midas” denilir.
Kral Midas zamanında Kafkaslardan gelen Kimmerler tarafından yıkıldılar.( Midas yenilgiyi hazmedememiş ve üzüntüsünden kendisini öldürmüştür.)
Kültür ve Medeniyetleri :
Krallıkla yönetilmişlerdir.
Çok tanrılı din inanışı vardır.En önemli tanrıları bir tabiat tanrısı olan “ Kibele” idi.
Ekonomilerinin temeli Tarım ‘ a dayalıdır. Özellikle köylü ve çiftçi ülkesidir.Bu nedenle yasalarında tarımı koruyucu maddelere yer vermişlerdir.( Öküz öldüren ya da Saban kıranın cezası ölümdür) Maden işçiliği, taş işçiliği, tahta işçiliği, halı ve kilim dokuma sanatında gelişmişlerdir. Dünyaca ünlü halı ve kilim dokumalarına “Tapetes” denilir.

LİDYALILAR ( MÖ.687 – MÖ.546) :
Lidya Devleti haritası için tıklayınız.
Hint-Avrupalı kavimdirler. Gediz ve Büyük Menderes nehirleri arasına yerleşmişlerdir.
Kral Giges (Gyges) önderliğinde güçlü bir devlet haline geldiler. Başkentleri Salihli yakınlarındaki “Sardes ( Sard)” dır.
Lidyalılar’a Persler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Krallıkla yönetilmişlerdir.
Çok tanrılı din inanışına sahiptirler. Kral ve Asilleri yığma toprak tepeler (Tümülüs) altındaki odalara gömmüşlerdir.
Ekonomilerinin temeli Ticarete dayalıydı. Mezopotamya’da Ninova’dan başlayıp, Sard üzerinden Efes’e kadar giden ticaret yolu olan Kral yolu’nu , kral Giges zamanında açmışlardır.
Mezopotamyalılarla, Asurlularla, İyonlarla, Mısırlılar’la ticaret yapmışlardır.
Kral Giges doğuda Asurlular, batıda İyonlarla iyi geçinmiş, iki ülke arasında Anadolu’nun transit olmasını sağlamıştır.
Fenike alfabesinden esinlenerek oluşturdukları Alfabe yi kullanmışlardır.
Uygarlığa en önemli katkıları Para’ yı bulup kullanmış olmalarıdır. Böylece değiş-tokuşa dayalı ticari ilişkiler, para ile daha çok gelişmiş ve hızlanmıştır.
Kral Krezüs ordu’ya fazla önem vermemiş,her şeyi para ile çözeceği düşüncesiyle milli bir ordu oluşturmamış, ücretli askerlerden oluşan bir ordu oluşturmuştur. Bu da yıkılış sebeplerinin en önemlisidir.
Yunan uygarlığının etkisi altında kalmışlardır.
Ticaret,dokumacılık,deri işleme,çömlek,maden işleme sanatlarında gelişmişlerdir.

URARTULAR ( MÖ. 900 – MÖ. 600) :
Urartu Devleti haritası için tıklayınız.
Van gölü ve çevresi merkez olarak geniş sınırlara ulaşan bir devlet kurmuşlardır. Başkentleri Tuşpa ( Van ) dır.
Medler ve İskitler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Krallıkla yönetilirdi. Ülke eyaletlere ayrılmıştı. Eyaletlerin başında merkezden atanan ve “En-nam” denilen valiler bulunurdu.
Çok tanrılı din inanışına sahiptiler.En önemli tanrıları savaş tanrısı olan “Haldi” idi.
Ekonominin temeli hayvancılığa dayanıyordu.
Rahipler ,soylular ve askerler ayrıcalıklı sınıftır.
Dilleri eklemeli dil gurubundandır. Çivi yazısı ve resim yazısı kullanmışlardır.
Mimarlıkta çok gelişmişlerdir.Van kalesi,Çuvaş tepe,Erzincan’da Altın tepe Urartulardan günümüze kalmış en önemli kalelerdir. Su kanalları açmışlar, kaya mimarisinde, madencilik sanatında gelişmişlerdir.

İYONLAR ( MÖ.1050 – MÖ. 546)
İyonya Şehir Devletleri haritası için tıklayınız.
Yunanistan’ın “Dor” lar tarafından işgali üzerine, batı Anadolu’ya göç eden Aka‘lar tarafından kurulmuştur. Batı Anadolu’nun eski halklarından Karyalılarla karışıp, kaynaşmışlar Polis denilen şehir devletleri kurmuşlardır. Bunların en önemlileri Efes, Foça, İzmir ve Milet’tir.
Pers istilasıyla birlikte önemlerini kaybettiler.
Kültür ve Medeniyetleri :
Şehir devletleri halinde siyasi yapı görülür. Şehirler önce krallar sonra asiller ve sonra da demokratik şehir meclisleri tarafından yönetilmiştir.
Çok tanrılı din inanışına sahiptirler.
Güçlü askeri ve deniz filolarıyla Kuzey Ege, Marmara denizi çevresi,Karadeniz’de kendilerine bağlı pek çok ticari amaçlı koloniler kurmuşlardır.
Fenikelilerden aldıkları alfabeyi kullandılar.
İyonlar Anadolu medeniyetlerinin en gelişmiş olanıdır. Bunun nedenleri;
•   Özgür düşünceye inanmaları,
•   Anadolu kültüründen yararlanmaları (Özellikle Hitit ), maddi durumlarının iyi olması ,
•   Kuruldukları bölgenin ön-Asya ticaret yollarının bitiş noktasında olmasından dış dünyayı tanımalarıdır.
İyon şehir devletlerinin dünya tarihindeki önemi , özgür düşünce ve bilimin ilk önce burada doğmuş olmasıdır. Matematikte; Tales ve Pisagor, Tıp ta; Hipokrat, Felsefe’de; Diyojen, Anaksimenes ve Anaksimandros, Tarih te; Herodot önemli bilim adamlarıdır.
Mimari, heykelcilik alanlarında çok gelişmişlerdir. En ünlü kalıntıları Efes Artemis Tapınağıdır.
Ekonomilerinin temeli Ticaret’e dayanır.

________________________________________
M.Ö. 6. YÜZYILDAN M.S. 11. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE( Pers, İskender, Roma ve Bizans İmparatorlukları Dönemi)
Bu dönemde Anadolu’ya Pers,İskender,Roma ve Bizans İmparatorlukları egemen olmuştur.
PERS İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
Medler ve Persler kuzeybatı İran’a Kafkaslar yoluyla gelmişlerdir. Anadolu’da Kızılırmak ‘a kadar ilerlemiş olan Medler e Persler son vererek (MÖ.550), güçlü bir İmparatorluk kurmuşlar MÖ.546 ‘da Lidyalılara son vermişler ve Anadolu’yu egemenliklerine almışlardır.
Sınırları doğuda Hindistan ve Orta Asya’ya , batıda Trakya’ya ,kuzeyda Kafkasya’ya güneyde Basra körfezi ve Mısır’a kadar uzanmıştır. Perslere MÖ.333’te İssos savaşıyla Büyük İskender son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
İmparatorluktu. İmparatorluğun başında “Ülkeler Kralı” veya “Krallar kralı” sayılan bir hükümdar bulunurdu.
Pers İmparatorluğu birçok geniş vergi bölgesine (Eyalet – Satraplık) ayrılmıştır. Satraplıkların (Eyaletlerin )başında merkezden atanan ve kralın vekili sayılan asker valiler (Satrap) bulunurdu.
Askerliğe önem vermişler devamlı ordu kurmuşlardır.
Dinleri , iyilikle-kötülüğün mücadelesi olan Zerdüşt dinidir. Temizliğin temsilcisi kabul ettikleri ateşi “Ateşgede” denilen tapınaklarda sürekli yakarlardı. Zerdüştlük, Hindistan,Suriye,Anadolu ve Mısır’da da etkili olmuştur.
Perslerin Ön-Asya’ ya egemen olmaları, barış ve huzuru sağlamış ve Ticareti canlandırmıştır. Ticaretin gelişmesi için düzenli yollar ve düzenli posta teşkilatları kurmuşlardır.
Bütün İmparatorluk sınırları içinde tek para uygulaması yapmışlardır.
Çivi yazısı kullanmışlardır.
Mezopotamya,Anadolu,Mısır ve Yunan sanatlarından etkilenmişlerdir.

BÜYÜK İSKENDER İMPARATORLUĞU VE HELLEN DÖNEMİ
Makedonya kralı Büyük İskender’in Asya seferi ile başlayan ve yaklaşık 300 yıl süren döneme “Hellenistik dönem” , bu dönemde doğu-batı kültür kaynaşmasıyla oluşan medeniyete de “Hellenistik medeniyet” denilir.
Büyük İskender MÖ.334’te Anadolu’ya geçerek Persleri yenilgiye uğratmış, İyon şehir devletlerini özgürlüklerine kavuşturmuştur. Suriye üzerinden Mısır’a, İran üzerinden Hindistan’a kadar gitmiştir.
Not: Büyük İskender , Persleri; Granikos ,İssos, Gavgamela savaşlarıyla üç kez yenilgiye uğratmıştır.
İskender’in ölümü üzerine Makedonya, Mısır ve Asya krallıkları kurulmuştur.
Anadolu’da kurulan başlıca Hellen krallıkları : Bergama Krallığı, Bitinya Krallığı ( Kocaeli yarımadası çevresinde), Pontus Krallığı ( Karadeniz kıyılarında) , Kommagene Krallığı ( Nemrut dağında ) .
Hellenistik krallıklar’a Roma İmparatorluğu son vermiştir.
Kültür ve Medeniyet :
Hellenistik medeniyetin merkezi Anadolu’dur.
İskenderiye ve Bergama’da Kütüphaneler kurulmuş
İskenderiye,Antakya ve Bergama’da büyük saraylar yapılmıştır.
İskenderiye feneri dünyanın yedi harikasından biri kabul edilmiştir.
Heykeltıraşlık sanatının en önemli örnekleri Bergama Zeus Sunağının kabartmaları ve “İskender Lahdi” ,Nike (Zafer Tanrıçası),Afrodit dir.
Mısır’da İskenderiye şehrini, Büyük İskender kurmuştur.
Ülke yönetimi Perslerdeki gibi satraplıklar şeklindedir.
Bu dönemde en çok pozitif ve deneysel bilimlerde gelişmeler olmuştur.
İskender,hocası Aristo’nun etkisinde kalmış ve bilime büyük destek vermiştir.
Hellenistik medeniyet ,İslam medeniyetinin doğmasında çok etkili olmuştur.

ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
MÖ.133 ‘te Bergama Krallığına son veren Romalılar yaklaşık 100 yıllık bir mücadeleden sonra Anadolu’ya egemen oldular. Bu dönemde Anadolu’da bazı şehirler büyümüş ve gelişmiştir.( Antakya,İzmit, İstanbul,İznik ) MS.1 ve 2. yy.da Anadolu kentleri o dönemin en zengin ve en önemli sanat merkezleri arasında yer almıştır. (Bergama,Efes,Afrodisyas,Perge,Side,Aspendos,Antak ya)
İstanbul’da Bozdoğan Su Kemeri, Çemberlitaş, Ankara’da Avgustus tapınağı,Roma Hamamı, Antalya’da Aspendos bu dönemden kalan kalıntılardır.
ROMA UYGARLIĞI
Roma kenti Latinler tarafından kurulmuştur. MÖ.30 ile MS.395 tarihleri arası “Roma Çağı” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde Roma,Akdeniz havzasının tek, siyasal,askeri,ekonomik,ticari gücüdür.
Roma egemenliğini kabul eden şehirler Roma’ya ; a-Dostluk antlaşması b- İttifak antlaşması c- Uyrukluk antlaşması ile bağlanmışlardır.
Roma siyasi tarihi ; a- Krallık b- Cumhuriyet c- İmparatorluk olarak üç dönemden oluşur.
Krallık döneminde kralı “Senato” denilen ihtiyarlar meclisi teklif eder,” Kuria” denilen halk meclisi kabul ederdi. Cumhuriyet döneminde Senato’nun seçtiği iki konsül bir yıl süreyle kralın yetkilerine sahip olarak ülkeyi yönetirlerdi. Bunalım dönemlerinde ise “Diktatör” denilen bir kişi geniş yetkilerle 6 ay için başa geçirilirdi. Meclisler İmparatorluk döneminde de varlıklarını sürdürmüşler ancak eski yetkilerini ve etkilerini kaybetmişlerdir.
Hz. İsa , Avgustus döneminde Filistin’de Nasıra kasabasında doğmuştur. Tek tanrılı din inancı olan Hristiyanlığı yaymaya başladı.Sağlığında ona 12 kişi inanmıştır. Bunlara 12 Havariler denilir.Bunlardan özellikle Sen Piyer ve Sen Pol hristiyanlığın yayılması ve kurulmasında etkili rol oynamışlardır. Kudüslüler’in İsa’yı şikayet etmeleri üzerine İsa çarmıha gerilerek öldürülmüştür.
Romalılar kölelerin ve fakirlerin dini olarak gördükleri hristiyanlığı önce yasaklamışlar, İmparator Konstantinus zamanında “Milano Fermanı “(MS.313) ile serbest bırakmışlar, İmparator Büyük Teodosius (379-395) zamanında resmi din ilan etmişlerdir.
Roma İmparatorluğu Kavimler göçünün etkisiyle 395 te batı ve doğu olarak ikiye ayrılmış, 476’da Batı Roma, 1453 ‘te Doğu Roma (Bizans)İmp.sona ermiştir.
Roma’da halk ; a- Patriciler: Tam vatandaşlık hukukuna sahip,geniş toprakları olan,mecliste oy kullanma hakkına sahip soylu sınıf  b- Plebler: Ticaret mülkiyet gibi bazı haklara sahip olup, askere alınmaz ve oy kullanamazlardı. c- Yanaşmalar: Çeşitli nedenlerden dolayı hukukunun bir bölümünü kaybeden sınıftı. Bir ailenin yanına yanaşırlar ve onların hizmetlerini görürlerdi. d- Köleler: Hiçbir hakkı olmayanlar olarak sınıflara ayrılmıştı.
Güneş Takvimini bugünkü şekline kavuşturdular
Alfabeyi günümüz şekline kavuşturdular.
Mimarlıkta olgunlaşarak ilk sivil mimari örnekleri verdiler.
Hukuk alanında gelişmişler, 12 levha kanunlarını hazırlamışlar, hukuk’u olgunlaştırmışlardır.

BİZANS İMPARATORLUĞU DÖNEMİ:
395’te Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla doğu Roma İmparatorluğu olarak kurulmuştur.
En parlak zamanı Jüstinyen ( Justiniaus) (527-565) dönemidir.
Bizans’tan günümüze kalan eserlerin en ünlüsü “Ayasofya” dır. Bunun dışında Aya İrini Kilisesi, Fethiye ve Kariye Camileri, Efes’teki St.John bazilikası, Alahan Manastırı, Yerebatan sarayı, İstanbul surları ve su kemeridir.
1048 Pasinler savaşıyla başlayan Anadolu’yu yurt edinme mücadelesi, 1071 Malazgirt savaşıyla yoğun bir Türk akınına dönüşmüş, kısa sürede Anadolu nüfusunun çoğunluğu Türkler’in eline geçmiştir. 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasıyla Bizans İmparatorluğu sona ermiştir.

ESKİÇAĞLARDA TÜRKİYE’NİN ÇEVRESİNDEKİ KÜLTÜR VE MEDENİYETLER (MEZOPOTAMYA, MISIR VE DİĞER DOĞU AKDENİZ MEDENİYETLERİ)
MEZOPOTAMYA UYGARLIĞI :

Mezopotamya iki ırmak arası anlamına gelen bir kelimedir. Coğrafi bölge olarak  Anadolu’nun güneydoğusundan ,Basra körfezine kadar uzanan Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölgeyi kapsar. İki nehrin en çok yaklaştıkları yerden aşağısına (Basra Körfezine kadar) Aşağı Mezopotamya, yukarısına ise Yukarı Mezopotamya denilmiştir.
Mezopotamya da iklim koşullarının iyi olması ve toprakların verimli olması burayı ilk yerleşilen bölgelerden birisi yapmıştır.
Mezopotamya uygarlığının temelini Sümerler oluşturmuştur. Diğerleri bu uygarlığı daha çok zenginleştirdiler. (Bu yönüyle çeşitli kavimlerin ortak ürünüdür.)
Mezopotamya uygarlığı egemenlik genişledikçe ve ticari ilişkiler sonucu ön-asya’ya yayılmış ve etkilemiştir.
Bölgede taşın az bulunmasından dolayı yapılar kerpiç ve tuğladan yapılmış bu nedenle günümüze kadar anıt eser kalmamıştır.
Mezopotamya’da ; Sümer, Elam, Akad, Babil, Asur devletleri kurulmuştur.

SÜMERLER ( MÖ.3000 – MÖ.2200) :
Mezopotamya’ya MÖ.3500 lerde gelip yerleşmişlerdir.Dillerinin eklemeli dil gurubundan olması Orta Asya’dan geldikleri savını güçlendirmektedir.
Mezopotamya’da bataklıkları kurutarak şehir devletleri kurmuşlardır.Bunların en önemlileri Ur,Uruk ,Lagaş, Kiş, Eridu’dur.
Sümerler’e Elamlılar son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Şehir devletleri halinde siyasi yapı görülür. Şehirleri, Ensi ya da Patesi denilen Rahip-Kral’ lar yönetirdi.(Bu tür hükümdarlık anlayışı Ön-Asya ve Mısır’dan Hindistan ve Çin’e kadar devam etmiştir.) başka bir şehre de egemen olursa krallar a “Lugal” ,eğer bir  lugal tüm Sümer ülkesine egemen olursa ona da “Lugal Kalma” denirdi.
Hükümdarlık babadan oğula geçerdi.
Zengin ve uygarlıkta ileri olmalarından dolayı sürekli saldırıya uğramışlardır.Bu nedenle askerliğe ve ordu’ya önem vermişlerdir.Her erkek asker sayılırdı. Orduları , yaya ve arabalı askerlerden oluşuyordu.
Tarihin ilk yazılı yasaları Lagaş şehri kralı “Urukagina” tarafından yapılmıştır.
Tarihin ilk hukuk devleti Sümerlerdir.
Çok tanrılı din inanışına sahiptiler. Tanrılarını insan gibi düşünmüşlerdir. Aradaki fark insanların ölmesi,Tanrıların ölümsüzlüğüdür. Tapınaklarına “Ziggurat” denilirdi. Zigguratlar çok katlı yapılardı. Aynı zamanda Rasathane (Gözlem evi) olarak da kullanılırdı.
Krallar ve Rahipler üst sınıfı oluşturuyordu. Halk ; Soylular,Hürler ve Köleler olarak üç sınıfa ayrılmıştı.
Ekonomilerinin temeli Tarım’a dayalıdır. Anadolu,Suriye,Mısır,İran ile ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. İlk üretim, ilk tekerlek ve Saban’ın kullanımı Sümerler tarafından yapılmıştır.
Sümerlerin uygarlığa en önemli katkıları yazıyı bulmalarıdır.Yazılar üç köşeli bir kalemle ,kil tabletler üzerine yazıldığından bir tarafı ince bir tarafı kalın olduğu için Çivi ‘ ye benzemiş bu nedenle “Çivi yazısı” denilmiştir.
Gılgamış Destanı, Tufan Hikayesi ve Yaratılış Manzumesi  en önemli edebi eserleridir.
Matematik, Geometri , Tıp, Astronomi  Sümerler’de temeli atılan ve gelişen bilim dallarıdır.
AKADLAR ( MÖ.2350 – 2150 ) :
Arap yarımadasından çıkıp Mezopotamya’ya gelip yerleşen Samiler tarafından kurulmuştur.
Kral Sargon ve Naram-Sin zamanında genişleyerek, Elam, Asur, Doğu Anadolu’nun bir bölümü  ve Akdeniz’e kadar uzanan ülkeleri fethettiler.
Merkezleri “ Agade “ şehridir.
Akad İmparatorluğu çeşitli kavimlerden kurulmuştur. İç ayaklanmalar ve dış saldırılar Akadları zayıflatmıştır.
Sümer Uruk prensi Akadlar’a son vermiştir. Daha sonra Mezopotamya Gutilerin egemenliğine girdi.
Kültür ve Medeniyetleri :
Krallıkla yönetilmişlerdir.
Tarihin bilinen ilk İmparatorluğunu kral Sargon önderliğinde kurmuşlardır.
Dünya da ilk kez sürekli ve düzenli orduları oluşturdular.

ELAMLILAR  :
Elam ;  Sümer ülkesinin doğusunda Dicle nehrine dökülen Kerha ve Karun ırmaklarının suladığı bölgedir.
Merkezleri “ Sus “ şehridir.
Şehir devletleri kurarak,ayrı ayrı prenslikler halinde yaşamışlar, MÖ.3000 yıllarında Sus şehri prensi diğer siteleri yönetimi altına alarak krallık kurmuştur.
Sümerlerle mücadele etmişler , Akad ve Sümer egemenliğini kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Kültür ve Medeniyetleri :
Uygarlıkları İran bölgesiyle benzerlikler göstermektedir.
Maden işçiliğinde çok gelişmişlerdir.

BABİLLİLER  :
Arabistan’dan çıkan Samilerin bir kolu olan  “ Amurrular ” tarafından kurulmuştur.
Siyasi tarihleri I.Babil ve II.Babil olarak iki dönemden oluşur.
I.Babil devletinin en ünlü hükümdarı Hammurabi ‘dir.
İkinci Babil devletinin en ünlü hükümdarı “ Nabukadnezar “ dır.
I.Babil devletine Hititler , II.Babil devletine Persler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Hammurabi, devletin gücünü orduya dayamış ve dini devleti, dünya devleti şekline dönüştürmüştür. Böylece ilk “ Mutlak Krallık “kurulmuştur.
Hammurabi çok sayıda kanun derleyicisi olmuştur. Mezopotamya’da hukuk alanında en geniş kanunları çıkarmıştır.
Çok tanrılı din inancına sahiptirler. En büyük tanrıları “ Marduk “tur.
Ücretli askerlerden oluşan düzenli orduları vardır.
Mimaride çok gelişmişlerdir. Babil Kulesi ve Babil’in  Asma Bahçeleri ( Dünya’nın yedi harikasından biri) sanat şaheserleridir.
Sümerlerin bulduğu 60 tabanlı matematiği 10 tabanlı’ya dönüştürerek,günümüz matematiğinin temelini oluşturmuşlardır.

ASURLULAR ( MÖ.2000 – MÖ.612 ) :
Asur ülkesi ; yukarı Mezopotamya’da  Dicle ve Büyük Zap ırmağı arasında kuzeyi ve doğusu dağlarla çevrili bölgedir.
Sümerlerle akraba olan Subariler ve Samilerin karışmasıyla Asurlular oluşmuştur.
Kral Sargon liderliğinde bağımsız bir devlet kurmuşlardır.
Anadolu’da Kapadokya’dan İran içlerine kadar, İran körfezi ve Mısır’a kadar sınırlarını genişletmişlerdir.
En parlak zamanları kral II.Sargon dönemidir.
Başşehirleri  “ Ninova “ dır.
Asurlular’a  Medler ve Babilliler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Daimi ordulara sahiptiler.
Ön-Asya’da ilk atlı birlikleri oluşturmuşlardır.
Daha şiddetli cezaları içeren ( Sert ) kanunlar hazırlamışlardır.
Çivi yazısını kullandılar.
Çok tanrılı din inancına sahip olup en önemli tanrıları “ Asur “ du.
Ekonomilerinin temeli ticarete dayanır.
Asurlular’ın Anadolu uygarlığına en önemli katkıları ticaret yerleri aracılığıyla yazı’yı Anadolu’ya getirmeleridir.  Böylece Anadolu yazılı döneme (İlkçağa) geçiş yapmıştır.

MISIR UYGARLIĞI ( MÖ.3000 – MÖ.525 ) :
Mısır , Afrika’nın kuzeydoğusunda yer alır. Batısı ve güneybatısı çöllerle kaplı olup, hayat damarı “ Nil ” nehridir.
Mısır uygarlığının başlıca merkezleri Nil vadisinde toplanmıştır.
Kuzey Mısır’a ; Aşağı Mısır, güney Mısır’a ; Yukarı Mısır  denilmiştir. ( Nil nehrinin akışına göre)
MÖ.4000 yıllarında Suriye ve Filistin üzerinden gelen Asya’lı kavimler tarafından istilaya uğramış, bunların yerli Sami ırkıyla karışmaları sonucu Mısır halkı oluşmuştur.
Mısır şehir devletlerine Nomos (Nom ) adı verilir. Mısır siyasi tarihi kral Menes’in Nom’ ları birleştirmesiyle başlar.
Mısır’da sülaleler yönetimi görülmüştür. Sülaleler devri 5 dönemden oluşur ; Eski krallık, Orta Krallık ve Hiksoslar, Yeni krallık, Gerileme devri, Sais Krallığı  * Eski , orta ve yeni krallık dönemleri en parlak dönemleridir.
Mısır Perslerin istilasıyla bağımsızlığını kaybederek Perslerin bir ili olmuş , daha sonra da Büyük İskender’ e bağlanmıştır.
Hiksoslar’ın, Asurlular’ın ve Perslerin işgallerine uğramıştır.
Kültür ve Medeniyetleri  :
Mısır’ ın etrafının deniz ve çöllerle kaplı olması burayı sık istilalardan korumuş, bu nedenle Mısır Medeniyeti kendi içinde gelişmiştir.Kendi içinde gelişen fakat dışarıyı etkileyen bir özellik görülür. Bu yönüyle diğer medeniyetlerden farklıdır.
Mısır krallarına “ Firavun “ denilirdi. Tanrı – Kral anlayışı egemendi.Firavunların yetkileri sınırsızdı.Bütün Mısır’ın sahibi sayılırlardı. Mısırlılar, Firavunlarını tanrı’nın oğlu olarak ,yeryüzünde insanlar arasında yaşayan bir tanrı olarak tanırlardı.
Mısır illere ayrılmıştı.İllerin başında merkeze bağlı Valiler bulunurdu.
Düzenli bir orduya sahiptiler. Piyade ve savaş arabalı bölümleri bulunurdu.
Çok tanrılı bir din inanışına sahiptiler. Yeni Krallık döneminde Firavun 4.Amonifis tek tanrılı bir din yaymaya çalışmış, ancak Amon rahiplerinin karşı çıkmasıyla halkının eski inanışlarını değiştirmeyi başaramamıştır.
Ölümden sonra yaşam inancı Mısır’da Tıp ve Mimari’yi geliştirmiştir. Ölümden sonra yaşayacaklarına inandıklarından vücutlarının bozulmasını engellemek amacıyla “Mumya “ yapmışlardır. Piramitler ise Firavun mezarlarıdır.
Mısır’da halk ;  Memurlar ve Katipler – Rahipler – Askerler – Şehirliler ve Köylüler – Köleler olarak sınıflara ayrılmıştır.
Ekonomilerinin temeli tarıma dayalıdır.Bütün Ön-Asya ülkeleriyle ticaret yapmışlardır. Değiş tokuşa dayalı ticari ilişkilerde, zaman zaman ; belli ağırlıkta altın ve gümüş külçeleri – süs eşyası – köleler – hayvanlar  da değer ölçüsü olarak kullanılmıştır.
Mısır da “Hiyeroglif “ denilen “Resim yazısı “ kullanılmıştır. Zamanla bu yazı sadeleştirilerek , “Hiyeratik” ve “Demotik” adlarını almıştır.
Mısırlılar Nil nehrinin taşma zamanlarını hesaplamışlar,  İlk güneş yılına dayalı Takvimi oluşturmuşlardır.
Tıp, Matematik, Geometri gelişen bilim dallarıdır.
Sanat’ta Tapınaklar ve Piramitler sanat şaheserlerindendir.En ünlü tapınakları Karnak ve Luksor da bulunan Amon tapınaklarıdır. En ünlü Piramitleri ise dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Keops piramididir.

Mısırlılar’dan :
Kalbini bilime ver ve onu öz annen gibi sev.
Hiçbir şey bilmek kadar değerli olamaz.
Sadece bilgili bir insan kendi kendini yönetebilir
Bu dünyada gerçek tek bir mutluluk vardır,
o da gündüz kitapları istekle toplamak ve bunları gece okumaktır.

FENİKELİLER ( MÖ.2000 – MÖ.8.YY.) :
Lübnan dağları ile Akdeniz arasında kalan dar kıyı bölgesinde yaşamışlardır.Kendilerine kıyı Kenanileri demişlerdir.
Asur, Babil ve Perslerin egemenliği altına girmişlerdir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Biblos, Sidon ( Sayda), Tir ( Sur ) gibi şehirler kurmuşlardır. Şehir devletleri halindeki siyasi yapı, Sayda ve Sur’ların diğer siteleri egemenliklerine alması şeklinde devam etmiştir.
Ekonomilerinin temeli Ticarete dayanır. Özellikle Akdeniz ticaretinden önemli gelir elde ettiler.
Ticari faaliyetleriyle,Ön-Asya ve doğu kültürünü Akdeniz havzasına tanıtmışlardır.
Akdeniz’de çok sayıda Koloni kurmuşlardır.Bunların en ünlüleri Afrika’nın kuzeyindeki “Kartaca” ile İspanya’nın güneyindeki “Gades” tir. Kolonilerini sadece ticari düşündüklerinden ellerinde fazla tutamamışlardır.(Onlar için savaşmamışlardır)
Uygarlığa en önemli katkıları Alfabeyi bulmalarıdır.

İBRANİLER :
Sami ırkından olup, uzun zaman göçebe yaşamışlar, sonunda Filistin’e gelip yerleşmişlerdir.
Gerçek bir devlete Hz.Davut zamanında kavuşmuşlardır.
Hz.Süleyman’ın ölümünden sonra kuzeyde İsrail devleti, güneyde Yahudi  ( Yuda ) devletleri olarak ikiye ayrıldılar. İsrail devletine Asurlular,Yahudi devletine ise Babilliler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
Tarihin ilk tek tanrılı din inancına sahip olmuşlardır. Ancak bu dinin sadece kendi kavimlerine indiğine inanmalarından dolayı bu dini yayma gereği duymamışlar bu nedenle dinleri evrenselleşememiştir.
Dini inançları etrafında meydana getirdikleri milli tarihleri ile dağılıp yok olmaktan kurtulmuşlar II.Dünya savaşından sonra bugünkü İsrail devletini kurmuşlardır.
Peygamberleri  “Hz.Musa” , kitapları “Tevrat “ dır. Allah’a  “ Yahova “  demişlerdir.
Sanat eserlerinin en önemlisi Hz.Süleyman zamanında Kudüs’te yapılan “Süleyman Mabedi”( Mescid-i Aksa) dir.
Yahova’nın Musa’ya verdiği 10 Emir : 1- İsrailoğullarını esaretten kurtaran Yahova’dan başkasına ibadet etmeyeceksin 2- Put yapılmayacak ve Putlara tapılmayacak 3- Kendini büyümseyip Yahova adını almayacaksın 4- Cumartesi günü istirahet (Dinlenme) günü olarak takdis edilecek 5- Anaya,babaya hürmet edilecek 6- İnsan öldürülmeyecek 7- Zina edilmeyecek 8- Hırsızlık yapılmayacak 9- Kimse aleyhine yalan yere şahitlik edilmeyecek 10- Kimsenin evine,karısına,köle ve cariyesine,öküzüne,eşeğine… hiçbir şeyine göz dikilmeyecek

Kaynak: http://www.tarihportali.net/tarih/eski_caglarda_turkiye_ve_cevresi-t510.0.html


Sayfalar

Eylül 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Blog Stats

  • 129,642 hits
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.